Dünya genelinde artan çevresel sürdürülebilirlik gereksinimleri ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş, kaynak ve enerji verimliliği gibi konuların gittikçe önem kazanması sanayicilerin süreçlerine bütünsel ve önleyici bir çevre stratejisini entegre etmesini zorunlu hale getiriyor. Ayrıca, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği ile ilgili küresel öncelikler ve bunların getirdiği politik, yasal ve ticari düzenlemelerin, özellikle ihracatçı firmalara önemli ek maliyetler oluşturacağı ön görülüyor. Sanayicilerin rekabet gücünün korunması ve uluslararası arenada oyun dışı kalmaması için acil adımlar atılması gerekiyor. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV), bu ihtiyaca cevap verebilmek için Eko-Üretim Dönüşüm Programı’nı geliştirdi. Bu program kapsamında metodolojisi TTGV’ye ait olan EkoReka Ön Analiz Aracı ile yapılan uygulamalar 2022 yılında hayata geçirildi ve şu anda ön analiz çalışmaları çeşitli bölgelerde devam ediyor. Program, iklim değişikliği ve yeşil dönüşüm kapsamındaki ulusal ve uluslararası düzenlemelerden en çok etkilenecek olan, kritik tedarik zincirlerinde yer alan firmaları ve doğrudan ihracatçı sanayi kuruluşlarını hedefliyor. Firmaların 360 derece değerlendirilerek kapasitelerinin, olgunluk düzeylerinin ve temel ihtiyaçlarının tespit edilmesi; ardından uygun koşullar sağlandığında, öne çıkan projeler için “Teknik Fizibilite ve Yatırıma Hazırlık” aşamasına geçilmesi programın amacını oluşturuyor. 2022’den bu yana, EkoReka Ön Analiz Aracı ile yaklaşık 100 firma analiz edildi ve daha fazla firmanın analiz süreçleri halihazırda devam ediyor. Excel üzerinde çeşitli form arayüzleri, makrolar ve formüller kullanılarak tasarlanan EkoReka Ön Analiz Veri Toplama Formunda yer alan sorular firma hakkında bilgiler ve firma değerlendirme soruları şeklinde iki bölümden oluşmakta. İlk kısım olan firma bilgileri nicel ve nitel verilerin yer aldığı dört ayrı kategoriden, ikinci kısmı likert ölçeği tabanlı, beş seçenekli değerlendirme sorularından oluşuyor. 8 ana başlık altında toplanan bu değerlendirme sorularından üçü “Kaynak Verimliliği Potansiyeli”, beşi ise “İklim/Çevre Yönetim Performansı” başlığı altında değerlendiriliyor.

Kaynak Verimliliği Potansiyeli Değerlendirmesi
Firma değerlendirme soruları içerisinde yer alan ilk üç ana konu başlığı “Kaynak Verimliliği Potansiyeli” altında incelenerek, bir firmanın kaynak yönetimini sağlamaya yönelik etki potansiyeli değerlendiriliyor. Burada yer alan çoktan seçmeli sorulara göre firmaların başarı puanları ortaya çıkıyor.

“Kaynak Verimliliği Potansiyeli Değerlendirmesi” ile yaklaşık 100 firma şu üç ana konu başlığı üzerinden incelendi:
1. Kaynak Tüketimi ve Atıkların/Emisyonların Maliyetler Üzerindeki Etkisi
Ortalamanın 5 tavan puan üzerinden 3,2 olduğu bu başlıkta kaynak ve enerji tüketiminin firmaların maliyetlerini nispeten yüksek bir oranda etkilediği ve burada bir potansiyel yarattığı görülüyor.
2. Planlanmakta Olan (Henüz Gerçekleşmemiş) İklim Değişikliği ve Kaynak Verimliliğine Yönelik Çalışmalar
5 tavan puan üzerinden 2,8 gibi bir ortalama puan, firmaların bu alanda henüz yeterince gelişmiş olmadığını, planlamaların yetersiz kaldığını gösteriyor.
3. Piyasa Koşulları, Pazarlar ve Müşteri İlişkilerinin Etkisi
Yapılan değerlendirme sonucunda bu kategorinin 5 tavan puan üzerinden 3,3 ortalama puan ile en yüksek puanlı kategori olduğu görülürken, bu kategorinin kaynak verimliliği açısından nispeten yüksek bir potansiyel barındırdığı öne çıkıyor. Yaklaşık 100 firma üzerinde yapılan bu değerlendirmede 3 kategori birlikte incelendiğinde;
- Türk sanayisi, kaynak tüketimi ve atık yönetimi konularında önemli bir maliyet baskısı altında ve firmaların kaynak verimliliği ve atık azaltımı alanında projeler geliştirmesi maliyetleri azaltmada yüksek bir etki yaratıyor.
- Program kapsamında özellikle kimya sektörü gibi en yüksek maliyet kalemlerini hammadde ve enerji tüketiminin oluşturduğu görülen firmaların, enerji yönetim sisteminde eksiklikleri tespit edilerek, enerji verimliliği ve temiz üretim çalışmaları geliştirilmesi kapsamında proje önerilerinde bulunuluyor.
- Kaynak tüketimi ve atıkların/emisyonların maliyetler üzerindeki etkisi 3,2 ile yüksek olsa da bu doğrultuda firmaların verimliliğini artıracak projeler geliştirmesi gerektiği, buna rağmen planlanmakta olan iklim değişikliği ve kaynak verimliliğine yönelik çalışmaların 2,8 değerini alarak beklenenden düşük olduğu göze çarpıyor.
- Planlanmakta olan iklim değişikliği ve kaynak verimliliğine yönelik çalışmalar henüz az olsa da Türk sanayisi için gelecekte önemli bir odak alanı olacak. Bu süreçte firmalar küresel sürdürülebilirlik hedeflerine uyum sağlamak için proaktif adımlar atmalı ve stratejiler geliştirmeli. Ayrıca bu alanda sanayiciler bilgilendirme ve farkındalık eğitimleri ile desteklenmeli, teşvik mekanizmaları ile yürütülebilecek projeler araştırılmalı.
- Bir diğer öne çıkan veri ise, piyasa koşulları, pazarlar ve müşteri ilişkilerinin kaynak verimliliğine etkisinde (3,3) en yüksek paya sahip olması. Müşterilerden gelen taleplerin, çevresel etkilerin azalmasında yüksek öneme sahip olduğu gözlemleniyor. Özellikle küresel ve yerel piyasa dinamiklerinin hızlı değişimi, rekabetin artması ve müşteri taleplerinin sürekli evrilmesi, Türk sanayisinin bu faktörlere odaklanmasını ve esneklik kazanmasını gerektiriyor.
İklim/Çevre Yönetim Performansı Değerlendirmesi
Firma değerlendirme soruları içerisinde yer alan diğer beş ana konu başlığı “İklim/Çevre Yönetim Performansı Değerlendirmesi” altında incelenerek şirketlerin mevcut durumdaki performansları analiz ediliyor. Burada yer alan çoktan seçmeli sorulara göre de firmaların başarı puanları ortaya çıkıyor.

İklim/Çevre Yönetim Performansı kapsamında yaklaşık 100 firma şu beş ana konu başlığı üzerinden incelendi:
1. Sürdürülebilirlik ve İklim Vizyonu
Sürdürülebilirlik ve iklim vizyonu açısından proje kapsamındaki tüm firmaların ortalama (5 tavan puan üzerinden) 3,5 puan ile nispeten yüksek bir puan aldıkları görülüyor.
2.Çevre/Enerji Yönetimi Uygulamaları ve İklim Değişikliğine Yönelik Aksiyonlar 3,7 (5 tam puan üzerinden) ortalama puanıyla bu kategori, bu değerlendirme alanında en yüksek puanlı kategori olarak öne çıkıyor.
3. İklim Dostu Üretim Süreçleri ve Teknolojileri Bu kategori (5 tavan puan üzerinden) 3,5 ortalama puan ile firmaların iklim dostu üretim süreçleri ve teknolojilerine yatırım yaptığını ve bu alanda belirli bir ilerleme kaydettiğini gösteriyor.
4. Eko-Yenilikçi Ürün Geliştirme ve Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Tüm firmalar için bu kategorinin ortalama puanı (5 tavan puan üzerinden) 3,2 çıkarken, diğer kategorilere göre nispeten düşük olan bu değer, firmaların bu alanda daha geride olduklarını fakat yine de ilerleme kaydettiklerini ortaya koyuyor.
5. Ölçüm, Raporlama ve İzleme Altyapısı 3,0 puan (5 tavan puan üzerinden) ile en düşük puana sahip olan bu kategori, firmaların ölçüm, raporlama ve izleme altyapısının nispeten zayıf olduğuna işaret ediyor.
Yaklaşık 100 firma üzerinde yapılan bu değerlendirmede 5 kategori birlikte incelendiğinde;
• Sürdürülebilirlik ve iklim vizyonu kategorisine göre, Türk sanayisinin sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği konularında belirli bir vizyon ve politika benimseme konusunda genel olarak iyi bir performans sergilediği görülüyor. Firmaların üst yönetim seviyesinde sürdürülebilirlik konularına daha fazla önem vermesi, çalışanların bu konularda eğitilmesi ve tüm operasyonel süreçlere sürdürülebilirlik bakış açısını entegre etmesi, onları bir adım öne çıkaracak önemli bir unsur olarak görülürken, üst yönetimin yeşil dönüşüme liderlik ettiği firmalarda olgunluk seviyesinin daha yüksek olması da gözlemlenen bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
• Sektör fark etmeksizin global firmalar, tek bir merkezden yönetilmeleri nedeniyle hedeflerin belirlenmesi ve hedeflere ulaşmak için yapılması gereken uygulamalar için yol haritalarının daha belirli olması gibi avantajlara sahip.
• Bunun dışında çatı kuruluşların vizyoner bakış açısına sahip olmalarının firmaların yeşil dönüşümü için anahtar rol oynadığı ve firmaları harekete geçirme konusunda aktif rol oynamalarının büyük öneme sahip olduğu görülüyor.
• Çevre/Enerji Yönetimi Uygulamaları ve İklim Değişikliğine Yönelik Aksiyonlar kategorisi Türk sanayisinin güçlü olduğu alanlar olarak öne çıkarken, firmaların çevre ve enerji yönetimi konularında daha proaktif olduklarını ve iklim değişikliği ile ilgili aksiyonlar almayı önceliklendirdiklerini gösteriyor.
• Tedarik zincirindeki tüm paydaşların aynı sürdürülebilirlik hedeflerine bağlı kalmasını sağlamanın zor olması ve çok sayıda tedarikçiyi yönetmenin karmaşık oluşu nedeniyle sürdürülebilir tedarik zinciri kategorisinin nispeten daha düşük puan aldığı görülürken, bu durum tedarik zincirinde sürdürülebilirlik uygulamalarının tam anlamıyla benimsenmediğini de işaret ediyor.
• Ölçüm, raporlama ve izleme altyapısı en düşük puanı alan kategori olarak öne çıkarken, bu durum Türk sanayisinin sürdürülebilirlik performansını izleme ve raporlama konularında daha fazla gelişim göstermesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu süreçte özellikle tekstil ve gıda sektöründe çalışan firmalarda su kullanımının yoğun olduğu fakat su ve enerji tüketimi ölçümü, raporlama ve izleme altyapısı alanında diğer firmalardan daha zayıf bir durumda oldukları da tespitler arasında yerini alıyor.
• Program kapsamında alüminyum sektörü ve demir çelik sektörü gibi SKDM kapsamında yer alan sektörler incelendiğinde ise karbon ayak izinin belirlenmesi ve azaltma stratejileri geliştirilmesi için atılması gereken adımlar şirket bazında değerlendiriliyor.
• Sektörel incelemelerin yanı sıra firmaların coğrafi şartlar göz önüne alınarak analiz edilmesi önem taşıyor. Bu doğrultuda program kapsamında su temin riski ile karşı karşıya olabilecek firmalar için su yönetimi odaklı proje önerileri sunulması gibi stratejiler geliştiriliyor.
• Avrupa’da faaliyet gösteren firmaların tedarik zincirinde bulunan Türk sanayisinin uluslararası düzenlemelerin getirdiği kısıtlamalardan daha yüksek düzeyde etkilenmesi bekleniyor. Firmaların bu kısıtlamalara uyabilmek için üretim proseslerinde değişikliğe gitmesi, yeni teknolojilere adapte olabilmesi ve proseslerini iyileştirmesi kilit rol oynarken, Eko-Üretim Dönüşüm Programı bu doğrultuda alanında yetkin mühendisler ile firmaları bir araya getirerek sanayiciyi destekliyor.
