GELİŞTİRME PROGRAMLARININ ETKİNLİĞİ ÜZERİNE
EVREN BÜKÜLMEZ
TTGV Geliştirme Programları Direktörü
Üretim ve teknoloji odaklı şirketlerde inovasyon ve dönüşümü tetiklemekte geliştirme programlarının katkısı önemlidir. Bu programlar yenilikçi fikirlerin olgunlaşmasını ve ticarileşmesini hızlandırabildiği gibi kuruluşların değişen pazar koşullarına uyum sağlamasına, çözüm veya ortak geliştirme partnerleri bulmasına, mentörlük ve danışmanlık imkanlarına ulaşmalarına, yeni teknolojileri ve iş modellerini denemelerine olanak sunarak dönüşüm ve gelişim süreçlerini destekler. Ayrıca, kurum içi inovasyon kültürünü teşvik ederek çalışanların yaratıcı düşünmesine ve yeni çözümler üretmesine katkı sağlar.
İnovasyon ajanslarının en önemli rollerinden biri kuruluş misyonuna da uygun bir çerçevede, mevcut sistemdeki stratejik ihtiyaç olarak tespit ettiği alanlara yönelik programlar ve bu programların çatısı altında farklı ve etkin müdahale araçları geliştirmesidir.
Geliştirme Programları, yararlanıcısı olarak tanımladığı ihtiyaç sahibi hedef kitle için bir dönüşümü tetiklemek, dönüşüm sürecinde olanları hızlandırmak, kapsamlarını derinleştirmek ve ilerleme sürecinin niteliğini yükseltmek gibi etkileri oluşturmak için yürütülür.
Bu programlarının etkinliği, önceden tanımlanmış hedeflere ulaşma, somut ve ölçülebilir sonuçlar sunma ve paydaşları için uzun vadeli değer yaratma yeteneklerinde yatar.
Programların etkinliğini üst seviyede tutmak için çeşitli yöntemler uygulanır. Burada “artı değer” (additionality) kavramı karşımıza çıkıyor. Bu noktada, müdahale araçlarının etkinliğini artırmak için geliştirme odaklı bir inovasyon programının temel modüllerine göz atmakta fayda var:

Program döngüsü, i. program tasarımı, ii. uygun nitelikteki talep tarafını harekete geçirme, iii. değerlendirme ve seçme, iv. oluşturulan portföyün yönetimi ve v. program etkilerinin analizi olmak üzere 5 ana modülden oluşmaktadır. Her bir modülün altında birçok yöntem, süreç ve eylem bulunmaktadır. Planlanan her bir eylemin etkinliğinin (“effectiveness”) artırılması ile, programla oluşturulan katma değer de artırılmış olacaktır.
Etkinliğin artırılması, hem spesifik eylem ile ortaya çıkan “etki seviyesi” ve bu eylemin “icra edilme kalitesiyle” birebir orantılıdır.
Yapılan bir eylem sonucu sağlanan etkinin, program tasarımında belirlenen hedefle çok yakın olması ideal durumdur. Bu süreçte, eylem sonucu hedefe kısmen ulaşma veya hedefin çok üstünde bazı çıktılar da oluşabilmektedir. Hedefe yakınlığın analiz edilmesiyle de, yürütülen eylemin yeterli olup olmadığı, ek hangi aksiyonların gerektiği ve bu konudaki dışsallıkların neler olduğu ile ilgili bilgilere ulaşabiliriz.
Bir program eyleminin etkisini değerlendirirken, etki düzeyleri yandaki gibi kategorize edilebilir:
Farkındalık – Strateji – Operasyon
“Farkındalık” etki düzeyinde, program eylemi paydaşlar arasında kilit konuların bilgisini, anlayışını ve tanınmasını artırır. Örneğin, iklim teknolojileri üzerine bir çalıştay, katılımcıların bu konudaki ihtiyaçların, yasal gerekliliklerin ve endüstrinin en iyi uygulamalarının farkına varmalarına yardımcı olur. “Strateji” etki düzeyi, programa katılan yararlanıcılarda uzun vadeli faydaların oluştuğu, deneyimlerin kurumsal stratejilere entegre edildiği bir sürece işaret eder. “Operasyonlar” etki düzeyinde ise program eyleminin, süreçlerde, davranışlarda veya sistemlerde somut, yerinde değişikliklere yol açması hedeflenir. Örnek olarak bir üretim tesisinin, yeşil teknoloji kullanımını teşvik eden bir programa katıldıktan sonra, döngüsel ve enerji verimliliği üst seviyede bir üretim sistemine geçmesi verilebilir. Her etki seviyesi, bilgi oluşturma aşamasından karar verme aşamasına kadar bir katılımı temsil etmektedir.
Eylemin yapılış şekli de kaliteyi işaret eder. İcra kalitesi programda katkı sunan iç ve dış uzmanlar ve yöneticilerin deneyimi, yönetimsel ve metodolojik süreçlerin var olup olmadığı ile ilişkilidir. Bir işin kalite düzeyi yandaki gibi kategorize edilebilir:
Örtük (tacit) - Açık (explicit) - Yönetilen (managed)
Örtük (tacit) düzey, kişisel deneyim veya sezgiye dayalı olarak ortaya çıkar. Standart süreçler yoktur, bireylerin becerilerine dayanır. Açık düzeyde, süreçler dokümante edilmiştir, ancak sistematik olarak kontrol edilmemektedir, açık prosedürler var olsa da tutarlılığın, bunları uygulayan kişilere bağlı olduğu görülür. Yönetilen seviye ise süreçlerin sistematik olarak kontrol edildiği, ölçüldüğü ve sürekli olarak geliştiriliyor olduğuna işaret eder.
Bir programdaki “Etki Düzeyi” ve “Kalite Düzeyi” boyutlarının bir aksiyon üzerine analizi için aşağıdaki gibi bir gösterim verilebilir:

Tüm geliştirme ve dönüşüm programları, süreçlerdeki eylemlerin yönetilen bir seviyede olması ile verimli hale gelmektedir. Bir inovasyon arayüz kuruluşunun yürüttüğü program faaliyetlerinin her aşamasında etki ve kalite seviyesini gözetmesi gerekir.

TTGV’deki Mevcut Geliştirme ve Dönüşüm Programlarına Kısa Bir Bakış
TTGV, geçmişte ve bugün yürüttüğü programlarda belirlediği bir tematik alanda ihtiyaç sahipleri ile çözüm sahiplerini bir araya getirerek artı değer oluşturmaya yönelik programlar yürütmektedir. 2023 yılında bu yana yürüttüğü programlar arasında girişim geliştirme programları olan Öncül Proje Tohum ve Demo Programı dışında, sanayinin yeşil dönüşüm ihtiyaçlarına odaklanan Eko-Üretim Dönüşüm Programı ve iklim teknolojileri alanındaki uzmanların, farkındalık, profesyonel gelişim ve ağyapı geliştirme süreçlerinde katkı sağlamayı hedeflediği İklim Lab Komünite Programını yürütmektedir. Programlarda geliştirme süreçlerinde uygulanan metodoloji ve aksiyonların etkinliği programların da başarılı çıktılar sağlanmasında kilit bir rol oyanayacaktır.



