Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı

Son yıllarda, küresel inşaat endüstrisi, iklim değişikliğini hafifletme ve çevresel etkiyi azaltma “acil” ihtiyacıyla sürdürülebilirlik yönünde bir paradigma değişikliği yaşamaktadır. Bu devrimin öncüsü olan yeşil çimento, geleneksel Portland çimentosuna bir alternatif olarak ortaya çıkan, azaltılmış karbon emisyonları ve artırılmış çevresel performans sunan çığır açıcı bir çözüm ortaya koymaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 16 Mart 2024 tarihinde, kamu yapı işleri ve çimento alım ihalelerinde yeşil çimento kullanımını şart koşan bir tebliğ yayımlamıştır. Bu tebliğ, 1 Ocak 2025’ten itibaren düşük karbon emisyonlu yeşil çimento kullanımını teşvik etmek suretiyle inşaat sektöründe önemli bir adım olarak görülmektedir. Bu kapsamda, geri dönüştürülmüş yapı malzemeleri içeren çimento, çevresel etkileri azaltma, doğal kaynakları koruma ve inşaat sektöründe sürdürülebilirliği teşvik etme amacıyla kullanılan önemli bir inovasyon örneğidir. Ancak, kullanılan geri dönüştürülmüş malzemelerin kalitesi ve türü, çimento karışımının performansını etkileyebileceğinden, bu malzemelerin dikkatlice seçilmesi ve işlenmesi önemlidir. Bu politika, önceki yıl yürürlüğe girmiş olan, TS EN 197-6 Çimento- Bölüm 6: Geri dönüştürülmüş yapı malzemeleri içeren çimento Standardı ile birlikte ele alındığında, 2025-2029 arası dönemde çimento kullanımında klinker oranında sınırlamalar getirilirken, çimento endüstrisinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik somut bir adım olarak değerlendirilmektedir. Yeşil çimento ile ilgili iş modellerine bakıldığında birçok kritik paydaşı bir araya getiren, farklı parametrelerin aynı anda aktive olmasını sağlayabilen ve geniş bir yelpazeyi kapsayan bir ölçekten bahsedilebilir. Yeşil çimento sektöründeki iş modelleri, çimento üreticileri ve teknoloji sağlayıcıları arasındaki işbirliği ortaklıklarıyla önemli boyutlar kazanmaktadır. Dikey bütünleşik modeller hammaddenin tedariğinden üretime ve dağıtıma kadar tüm değer zincirine etki ederek, ürün kalitesi ve çevresel standartlar üzerinde daha büyük kontrol sağlarlar. Öte yandan işbirlikçi modeller, çimento üreticileri, araştırma kurumları ve hükümet ajansları arasındaki ortaklıkları kullanarak yeşil çimento teknolojilerini geliştirir ve ticarileştirir, böylece sektör genelinde bilgi alışverişini teşvik eder bir nitelikte ölçeklenir.

 

Yeşil Çimentonun Etki Alanı Yeşil çimentoda değer zincirinin sağlıklı işlemesi karbon emisyon değerlerinin düşürülmesi ve bu yöndeki teknolojilerin etkili ve etkin geliştirilmesi açısından son derece önemlidir. Yeşil çimento değer zinciri hammaddenin çıkarılması, üretim, dağıtım ve son kullanım uygulamaları gibi aşamaları kapsar. Yoğun olarak kalker madenciliğine ve yüksek sıcaklıkta fırın işlemlerine dayanan geleneksel çimento üretiminin aksine, yeşil çimento, uçucu kül, cüruf ve geri dönüştürülmüş agregalar gibi alternatif hammaddeler kullanarak hem enerji tüketimini hem de CO2 emisyonlarını azaltmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, karbon yakalama ve kullanma (CCU) ve karbonatlaşma süreçleri gibi üretim teknolojilerindeki ilerlemeler, yeşil çimento’nun çevresel niteliklerini daha da artırarak CO2 emisyonlarını tutar ve atığı en aza indirmektedir. Dağıtım açısından, demiryolu taşımacılığı ve toplu taşımacılık gibi sürdürülebilir lojistik uygulamalarının benimsenmesi, karbon ayak izini en aza indirirken olumsuz çevresel etkileri de azaltır. Son olarak, yeşil çimento, konut binalarından altyapı projelerine kadar çeşitli inşaat projelerinde çeşitli uygulamaları içermektedir; bu da inşaat sektörüne bağlı paydaşlar için ürün performansını ve dayanıklılığını tehlikeye atmadan sürdürülebilir bir alternatif sunabilmesine olanak sağlar.

Yeşil Çimentonun Finansmanı Yeşil çimento süreçlerinin iyi yönetilmesinin bir başka önemli parametresi de doğru finansman yaklaşımlarıyla ilintilidir. Yeşil çimentonun finanse edilmesi konusu yatırımcılara ve paydaşlara çeşitli zorluklar ve fırsatlar sunar. Yeşil çimento üretim tesislerinin ön maliyetleri geleneksel tesislere kıyasla daha yüksek olabilirken, uzun vadeli maliyet tasarrufu ve çevresel faydalar yatırım için çekici teşvikler sunar. Yeşil çimento projelerinin finansman mekanizmaları genellikle hükümet hibeleri, risk sermayesi ve kurumsal ortaklıklar da dahil olmak üzere kamu ve özel finansmanın bir kombinasyonunu içerir. Ayrıca, yeşil tahviller ve karbon kredileri gibi yenilikçi finansal araçlar, yeşil çimento girişimleri için alternatif finansman kaynakları sağlar ve sürdürülebilir uygulamaları teşvik eder, yatırımcı çıkarlarını çevresel hedeflerle uyumlu hale getirir. Dahası, kurumsal yatırımcılar ve varlık yöneticileri tarafından çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerine giderek daha fazla önem verilmesi, yeşil çimento projelerine sürdürülebilir yatırım portföylerinin bir parçası olarak ilginin artmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, yeşil çimento, geleneksel Portland çimentosuna sürdürülebilir bir alternatif sunarak küresel inşaat endüstrisinde dönüştürücü bir güç oluşturur. Bu bağlamda, kritik çevresel zorlukları ciddi oranlarda azaltıcı bir rolü bulunmaktadır. İnovatif iş modellerini benimseyerek, değer zincirlerini optimize ederek ve uygun finansman mekanizmalarından yararlanarak, yeşil çimento sektörü, düşük karbonlu bir geleceğe geçişte büyük bir dişli pozisyonundadır. Özellikle inşaat sektörü değer zinciri boyutunda, paydaşlar sürdürülebilirliğe daha fazla uyumlanmaya başladıkça, yeşil çimento, daha dirençli ve çevre bilincine sahip bir yapı ortamı için umut ışığı olacaktır. Karbon emisyon değerlerinin düşürülmesinin bu kadar hayati olduğu bir dönemde çimento sektörü gibi çok yoğun miktarlarda üretim yapan sektörlerin yeşil dönüşüme hızlı adapte olması hem Dünya hem Türkiye için son derece kritik ve gereklidir.

 

DR. CEMİL KANAT SARISOY Öncül Proje Programı Program Uzmanı

TTGV e-bültenine katılmak ve
bizden haberdar olmak için
kayıt olabilirsiniz.