Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı

İklim kriziyle dünyanın gündemine oturan sürdürülebilirlik ana başlığını, TTGV Eko Tasarım Paydaş Toplantıları'nda alan uzmanlarıyla analiz etmeye devam ediyoruz. İkinci toplantımızı tekstil, lastik, mobilya, kimya, boya, otomotiv, inşaat-yapı malzemeleri, tasarımcılar, batarya, yaşam döngüsü alanındaki uzman isimlerle gerçekleştirdik.  Haziran ayında başlayan yolculuğumuzu bu kez moda, yaşam döngüsü analizi ve iş dünyası perspektiflerinden gelen katkılarla derinleştirdik.Modacı ve İnsani İnovasyon Tasarımcısı Arzu Kaprol, “Geleceğin Giyim Kodları” başlıklı konuşmasında modada sürdürülebilirlik vizyonunu paylaşırken; LCA uzmanı Çisem Yiğit Berkem, “Eko Tasarımın Görünmeyen Etkisi: Yaşam Döngüsü Analizinin Gücü” sunumuyla yaşam döngüsü analizinin sektörler için nasıl bir rehber niteliğinde olduğunu aktardı. Ethica Ltd. Kurucusu ve CEO’su Paula Fontell ise çevrimiçi sunumunda, iş dünyası perspektifinden eko tasarımın şirketler için taşıdığı fırsatları paylaştı. Yaşam döngüsü analizinin (LCA) önemi vurgulanırken Dijital Ürün Pasaportu (DPP) ile eko-tasarım arasındaki güçlü bağlara dikkat çekildi.Toplantının devamında gerçekleşen beyin fırtınasında öne çıkan noktalar oldukça netti:

 • Daha az ama yüksek kaliteli ürün üretmek; ürünleri daha uzun ömürlü ve tamir edilebilir şekilde tasarlamak
 • Tekstil sektöründe kullanıcıyla duygusal, işlevsel bağlar kurarak yeniden kullanım ve onarımı artıracak stratejiler geliştirmek
 • Tüketiciye yalnızca ürün değil, aynı zamanda değer ve deneyim sunmak
 • Tüketmeden türetmek anlayışını sürdürülebilirlik yaklaşımının merkezine almak.
 
Sektörleri bekleyen mevzuatsal süreçlerin yorumlandığı ikinci bölümünde, eko-tasarım mevzuatının yalnızca yasal bir zorunluluk değil, iş yapış biçimlerini dönüştüren stratejik bir yaklaşım olduğu üzerinde duruldu. Batarya gibi bileşenlerin sökülebilirliğinin ve standardizasyonunun geri kazanımı kolaylaştırması ve yasal uyumu güvence altına alması; DPP ile ürünlerin yaşam döngüsünün izlenerek şeffaflık ve veri temelli karar mekanizmalarının kurulması; imha yasakları çerçevesinde satılamayan ürünlerin yönetimine dair belirsizlikleri giderecek sistemsel çözümler geliştirilmesi; Türkiye’nin Gümrük Birliği içinde olmasına rağmen karar süreçlerine katılamamasından doğan bilgi eksikliğinin sivil toplum kanalıyla güçlendirilmesi; AB ihracatında yeşil dönüşüm yapılmazsa pazar kaybı riskinin artması ve AB’nin anti-fast fashion yaklaşımı doğrultusunda düşük hacimli ama yüksek sürdürülebilirlik performansına sahip üretime geçişin hızla planlanması öne çıktı. Sürdürülebilirliğe giden yolda çevre, ekonomi, endüstri tarafındaki regülasyon ve gereklilikler dışında toplum bilimi alanında da uzmanların alana katkı sağlaması elzem görünüyor. Bu dönüşüm için katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Eko Tasarım Komünitesi’nin kurulması için düzenleyeceğimiz bir sonraki paydaş toplantısında görüşmek üzere.

 

 

 

TTGV e-bültenine katılmak ve
bizden haberdar olmak için
kayıt olabilirsiniz.