Şirketlerin Ar-Ge çalışmalarına ayırdıkları bütçe artıyor

Kaynak: Dünya Gazetesi, 26 Kasım 2011

Doç. Dr. Mustafa Hilmi ÇOLAKOĞLU, TTGV Danışmanı

Araştırma ve geliştirme toplum, kültür ve insan bilgisini de içeren bilgi birikimini arttırma ve bunu yeni uygulamalarda kullanmak için yapılan düzenli, yaratıcı çalışmalardan oluşur. Ar-Ge'yi ilgili diğer faaliyetlerden ayırabilmek için gözetilecek temel ölçüt, Ar-Ge'nin içerisinde görülebilir bir yenilik unsurunun bulunması ve bilimsel ve/veya teknolojik belirsizliklerin giderilmesidir.

Türkiye'de ilk Ar-Ge araştırması OECD tarafından yayınlanan "Araştırma ve Deneysel Geliştirme Taramaları İçin Önerilen Standart Uygulama-Frascati Kılavuzu" kurallarına uygun olarak Mayıs 1991-Mayıs 1992 tarihleri arasını kapsamak üzere ve 1990 yılı referans alınarak gerçekleştirildi. Bu tarihten sonra yıllık olarak hazırlanan araştırmaların 2010 yılına ait olanı 4 Kasım 2011 tarihinde yayınlandı. 2010 yılı Ar-Ge araştırması sonuçları daha önceki yıllardan farklı olarak İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması NUTS 1 düzeyinde verilmiştir.

Araştırmaya devlet ve vakıf üniversiteleri, yirmiden fazla çalışanı olan ve TTGV, TÜBİTAK veya KOSGEB'ten Ar-Ge desteği alan özel sektör sanayi ve hizmet girişimleri, İSO'nun açıklamış olduğu ilk 1000 girişim, Yapısal İş İstatistikleri Araştırması sonuçlarına göre sanayi ve hizmet sektöründeki ilk 500 girişim ile daha önceki araştırmalardan Ar-Ge faaliyetinde bulunduğu bilinen girişimler dahil edilmiştir.

Türkiye'de Ar-Ge harcaması 2010 yılında bir önceki yıla göre %14.6 oranında artış kaydederek 9.3 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın %0.84'ü olan bu oran 2009 yılında %0.85 olarak gerçekleşmiştir. AB ortalaması %2 olan Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı Çin'de 2001 yılında %1 iken, 2010 yılında %2 seviyesini aşmıştır. 1960'lı yıllarda ekonomilerimizin benzer düzeyde olduğu Kore'nin oranı ise %4'ü geçmiştir.

Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla artışı ile yıllık Ar-Ge harcamalarındaki artış arasında paralellik bulunduğu bilimsel araştırmalar göstermektedir. ABD'nin dünya Ar-Ge harcamalarındaki payı %35.1'den %32.6'ya gerilerken aynı dönemdeki dünya gayri safi milli hasılasındaki payı %22.5'den %20.7'ye gerilemiştir. Benzer azalma Avrupa ve Japonya'da da gözlenmiştir. Oysa Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya'da Ar-Ge harcamalarındaki artışa paralel olarak dünya gayrisafi hasılasındaki payı artmıştır. Çin'in dünya Ar-Ge harcamalarındaki payı %5'den %9'a çıkarken dünya gayri safi milli hasılasındaki payı %7.9'dan %10.7'ye yükselmiştir. Bu tespit, 2023 yılında ihracatını 500 milyar ABD Doları seviyesine çıkarmayı hedefleyen Türkiye'nin Ar-Ge harcamalarına daha fazla kaynak ayırmasının ülke ekonomisine ihracat geliri olarak döneceğini göstermesi açısından önemlidir.

Araştırma sonuçlarına göre Ar-Ge harcamalarının %46'sı üniversiteler, %42.5'i ticari kesim ve %11.4'ü kamu kesimi tarafından gerçekleştirilmiştir. Üniversitelerin ve kamu kesiminin Ar-Ge harcamaları payının azalmasına karşılık ticari kesimin payının arttığı gözlenmektedir. Ticari kesimin ülke Ar-Ge bütçesine katkı oranı %45.1'dir.

Diğer bir gösterge ise tam zamana eşdeğer Ar-Ge personeli sayısıdır. Ülkemizde 2010 yılında Ar-Ge personeli sayısı %11.3 artışla 82 bine ulaşmıştır. Buna göre istihdam edilen her 10 bin kişiye düşen Ar-Ge personeli sayısı 36.2 kişidir. 2010 yılında kişi başına Ar-Ge harcaması ise 84 dolardır.

Ülkemizde %31.7 en fazla Ar-Ge çalışmasının yapıldığı Ege Bölgesi'ni, %20 ile Doğu Marmara ve %17.9 ile İstanbul bölgesi takip etmektedir.

Bakanlıklarımızın KHK'lerle Ar-Ge ve yenilikçiliğe önem veren bir anlayışla yeniden yapılanması, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın kurulması, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri'nin giderek sayı ve kalite açısından gelişmesi, elektronik haberleşme ve uzay teknolojileri sektörüne 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile önemli Ar-Ge kaynakları sağlanması, İVCİ, Teknoloji Yatırım A.Ş., İş Girişim, TURKVEN, KOBİ A.Ş. vb. girişim sermayesi fonlarının öneminin ve gerekliliğinin her geçen gün daha fazla anlaşılması, Ekonomi Bakanlığı'nın ihracata yönelik desteklerine daha fazla kaynak ayırması, üniversitelerdeki Ar-Ge merkezlerinin hukuki altyapısının geliştirilmesine yönelik çalışmalar, Bilim Vadisi, vb. gelişmeler önümüzdeki dönemde özellikle ticari kesimin Ar-GE çalışmalarının ve buna bağlı olarak ihracatının artması açısından müspet gelişmeler olarak görülmektedir.

 

Kısaca TTGV

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) kamu misyonu üstlenmiş, kar amacı gütmeyen, uzmanlaşmış özel bir kuruluştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dünya Bankası ile 5 Nisan 1991 tarihinde imzalamış olduğu “Teknoloji Geliştirme Projesi” İkraz Anlaşması kapsamındaki ilgili taahhüdünü karşılamak üzere kurulmuş, Kamu’nun Vakıf ve Dernekler ile ilişkilerini düzenleyen 5072 sayılı yasanın Ek-1 maddesi hükmünce bir “Kanunla Kurulmuş Vakıf “tır. TTGV’nin kurucuları 26 Özel Sektör Kuruluşu,6 Kamu Kurumu, 10 Şemsiye Kuruluş ve 14 Şahıstır. 15 üyeden oluşan bir Yönetim Kurulu tarafından yönetilmektedir.

detaylı bilgi için www.ttgv.org.tr