Kuruluş ve Tarihçe

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti ile Dünya Bankası arasında imzalanmış olan bir uluslararası borç anlaşması gereğince kurulmuştur. TTGV'nin kurucuları kamu kurumları, özel kuruluşlar, şemsiye örgütler ve şahıslardan oluşmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 1995'den itibaren dahil olduğu Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Uluslararası Serbest Ticaret Kuralları ve 1995 yılında dahil olduğu Avrupa Birliği Gümrük Birliği özel sektörümüzün ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet koşullarını radikal şekilde yeniden tanımlamıştır. Bugün Uzak ve Güneydoğu Asya'nın sert rekabeti tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hissedilmekte, buna karşın Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde gündeme gelen AB rekabet ve devlet yardımları muktesebatı özel sektörümüzün kamudan faydalanabileceği yeni desteklerin geliştirilmesinde önemli tahditler getirmektedir. Tüm bu süreç içerisinde TTGV kamu Ar-Ge desteklerinin rekabete uygun mekanizmalar ile pazara yakın noktalarda özel sektörümüze ulaştırılması alanında cephe kuruluşlardan biri olmuş, Dünya Bankası finansmanı ile gerçekleştirilmiş iki proje ile özel sektörümüzün araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik yeteneğinin güçlenmesini destekleyecek yeni mekanizmaların geliştirilmesi ve uygulanması konusunda önemli görevler üstlenmiştir. Yine Dünya Bankası Projesi kapsamında halen faaliyette olan iki Girişim Sermayesi fonu İşGirişim ve TURKVEN in kuruluşunda diğer özel yatırımcılar için sağladığı güven ile güçlü bir katalizör görevi yerine getirmiştir. Bu anlamda her iki fona TTGV aracılığı ile sağlanan kamu fonu x10 oranında özel finansmanın aynı fonlara yönelmesine yol açmıştır. 

1991 yılından beri uygulanmakta olan Teknoloji Geliştirme Projeleri desteği ile de TTGV bugüne kadar desteklediği 480'in üzerinde proje ve sağladığı 170 Milyon ABD Doları üzerinde fon ile 340 Milyon ABD Dolarının üzerinde bir Ar-Ge hacminin oluşumuna sebep olmuştur. Sağlanan maddi desteğin de ötesinde, projelerin değerlendirilmesi ve izlenmesinde faydalanılan alan uzmanlarının sağladığı proje girdileri de pekçoğu henüz kurumsal Ar-Ge pratiğini geliştirmemiş veya geliştirmekte olan firmalar için önemli bir kaynak olmuştur.

Çevre ile ilgili uluslararası kural ve sınırlamaların özel sektörümüz ve ihracatımız üzerinde yıkıcı etkilerinin olabildiği farklı vesilelerle görülmektedir. Bu anlamda da TTGV, ülkemizin de taraf olduğu Montreal Fonu'nun sağladığı hibe desteklerden özel sektörümüzün faydalanmasını sağlamış, ülkemize bu kaynaklardan 26 Milyon ABD Dolarının üzerinde bir hibenin gelmesine ön ayak olmuştur. Bugün pekçok ülkenin uygun bir mekanizmaya sahip olmadığı için bu kaynakları kullanamadığı da düşünüldüğünde TTGV'nin üstlendiği kritik rol bir kez daha görülecektir. TTGV'nin söz konusu kaynaklar ile ilgili oluşturduğu mekanizma Dünya Bankası tarafından "En İyi Uluslararası Uygulama" olarak seçilmiş ve ödüllendirilmiştir.

Ülkemiz özel sektörünün Ar-Ge kapasitesinin gelişmesi, bu anlamda üniversitelerimizde kurulu altyapı, insan gücü ve bilgi kapasitesi ile güçlü sinerjilerin oluşması TTGV'nin faaliyet vizyonunun temelini oluşturmaktadır. Bu kapsamda TTGV Bilkent Üniversitesi ve İTÜ'nün teknopark projelerine finansman kaynağı sağlamış, her iki projenin de tamamlanması ile bugün 220 firmaya ve yaklaşık 2000 Ar-Ge çalışanına fiziksel mekan imkanı sağlanmıştır.