Girişim sermayesinin katkılarıyla başarıyı yakalamış bir örnek

Kaynak: Dünya Gazetesi, 26 Nisan 2012

Yazar: Hilmi Develi

Bugün özellikle bir girişimcinin neden ve hangi koşullarda girişim sermayesine ihtiyaç duyduğunun bir örneğini paylaşmak istiyorum.

Bir aile şirketi olarak kurulmuş olan NetSafe temelde kurucu Cüneyt Kalpakoğlu’nun ülkemizde ve yurtdışındaki yıllara dayalı çok başarılı teknik birikimi ve sektördeki öncülüğü, eşi Melike Kalpakoğlu’nun özverili işletmeciliği ve yönetim becerisi ve oğulları sistem mühendis Cenk Kalpakoğlu’nun bilgi güvenliği alanındaki başarılı yaratıcı çalışmalarının sinerjisi ile filizlendi. Kısa sürede bilgi güvenliğinin ülkemizde ve dünyadaki stratejik öneminin anlaşılması şirketin hızlı büyüme sürecinde ailenin mütevazı birikimlerinin ötesinde ciddi bir finans kapital desteğine ihtiyaç gösterdi.

Bu noktada RHEA Girişim Sermayesi ile yapılan ortaklık şirketin önünü açarak kurumsallaşma sürecini tetikledi. Bu bağlamda özellikle şirketin kurumsallaşmasını sağlamaya yönelik olarak girişim sermayesi desteği ile şunlar sağlandı:

  1. Şirket amaçlarıyla uyumlu büyüme odaklı bir örgüt yapısı hedeflendi.
  2. Çalışanların iş ve görev tanımları yapılarak ileriye yönelik yazılı kurallar oluşturuldu.
  3. Aileden olan/olmayan tüm çalışanlar için yönetim geliştirme sistemi ve eğitimler sağlandı.
  4. Aile bireylerinden 2’nci nesil gençler şirketin sürekliliğinin sağlanması için sorumluluk alarak devreye girdiler.
  5. Güçlü bir işletme kimliği oluşturuldu.
  6. Sürekli olarak araştırma yapılarak, teknolojik yenilikler takip edildi ve değişim olumlu yönde teşvik edildi. Uluslar arası açılımlar ve sertifikasyonlar sağlandı. TÜBİTAK ve TTGV ile işbirlikleri yapıldı
  7. Şirket kurumsal bir finans ve raporlama düzenine kavuştu.

Volkswagen'in yıllık Ar-Ge yatırımı Türkiye'nin yıllık toplam Ar-Ge bütçesinden fazla

Kaynak: Dünya Gazetesi, 14 Nisan 2012

Yazar: Doç. Dr. Mustafa Hilmi ÇOLAKOĞLU, TTGV Danışmanı

Ülkelerin Ar-Ge yatırımları ve harcamaları gelişmişlik düzeyi açısından önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri %3’ü aşan ABD düzeyine çıkmayı hedeflerken Türkiye %0.085 olan Ar-Ge harcamalarını AB düzeyi olan %2’lere artırmayı hedeflemektedir.

Küreselleşen ekonomide artık ülkelerin değil küresel şirketlerin Ar-Ge yatırımları izlenmektedir. Avrupa Komisyonu’nun “The 2011 EU Industrial R&D Investment Scoreboard” başlıklı raporunda yıllık Ar-Ge yatırımı 30 milyon doların üzerinde olan 1400 küresel şirketin 400’ü Avrupa Birliği, geri kalan 1000’i ise diğer ülkeler kökenlidir.  Söz konusu 1400 şirketin 2011 yılı Ar-Ge yatırımları toplamı 456 milyar dolar olup bir önceki yıla göre %4 artış sağlanmıştır. Söz konusu şirketlerin toplam satışları %9,4 artışla 14 trilyon dolara yaklaşmakta olup Ar-Ge yoğunluğu olarak tanımlanan Ar-Ge yatırımlarının satışlara oranı ortalama %3,3’tür. 2011 yılı karları 1,5 trilyon dolar olup bir önceki yıla oranla %47 artmıştır. Bu rakamlardan görüleceği üzere 2011 yılında Ar-Ge yatırımları %4 artarken net satışlar iki katından fazla olmak üzere %9,4 oranında artmıştır. Ar-Ge yatırımlarında küresel kriz nedeniyle azalmanın meydana geldiği 2009 yılında net satışlarda iki katı azalma meydana gelirken karlılık ve istihdam artışı da düşmüştür.

Tarımsal araştırmalar ve Ar-Ge destekleri

Kaynak: Dünya Gazetesi, 7 Nisan 2012

Yazar: Doç. Dr. Mustafa Hilmi ÇOLAKOĞLU, TTGV Danışmanı

Ülkemizin kıt kaynaklarının rasyonel kullanılabilmesi ve gerçekleştirilen yatırımlardan azami faydanın sağlanabilmesi için, gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşlarının sahip olduğu Ar-Ge altyapısının en etkin ve verimli bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Özel sektör araştırmacılarının gerek kendi gerekse kamu araştırmacıları ile bir araya gelerek kamunun altyapısından faydalanmak sureti ile yürüttükleri Ar-Ge çalışmalarına özellikle gelişmiş ülkelerde sıkça rastlanmaktadır. Ar-Ge'nin öneminin anlaşılması ve kaynaklarının çeşitlenmesi, son yıllarda ülkemizde de Ar-Ge faaliyetlerini hızlandırmıştır.

Bu konuda ülkemizde gerçekleştirilen çok başarılı bir uygulamadan bahsetmek istiyorum. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM)'nün 2007 yılında uygulamaya koyduğu 2007/1 sayılı "Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na Bağlı Araştırma Kuruluşları ile Ortaklaşa Olarak Araştırma Kuruluşları ile Ortaklaşa Olarak Araştırma ve Geliştirme Projeleri Yürütecekler Arasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Tebliğ" ile bakanlığa bağlı araştırma kuruluşlarının altyapı ve diğer imkanları özel sektöre açılmıştır. Bu uygulama ile ülkemizin sınırlı kaynaklarının etkin kullanılması ve özel sektörün tarımsal konularda araştırma yapmaya teşvik edilmesi ve böylece tarımsal araştırmalarda kamu-özel işbirliği ile tüm kaynakların etkin kullanımı ve ekonomiye kazandırılması amaçlanmıştır.

Atık yağını getirene para!

Kaynak: milliyet.com.tr, 19 Mart 2012

Ev kadınları atık yağlarını getirip bu makineye boşaltacak ve ölçüsüne göre makine para verecek

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği ve atık yağ toplayıcı Ezici Yağ firmasının işbirliğinde bu yıl içinde Türkiye’nin 81 ilinde evlerdeki kızartmalık atık yağların toplanması için ’Baytom’ adlı makine kullanılacak. Ev kadınları atık yağlarını getirip bu makineye boşaltacak ve ölçüsüne göre makine para verecek.

Türkiye’de geçen yıl 6 bin ton atık yağ toplayan Ezici Yağ firması ile Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği işbirliğinde, evlerdeki atık yağların toplanması için ülke genelinde ; kampanya başlatılacak. Türkiye’de yılda ortaya çıkan atık yağ miktarının 350 bin ton olduğuna dikkat çeken Ezici Yağ Enerji ve Biodizel Üretimi firması yönetim kurulu başkanı Mustafa Ezici, bunun sadece 12 bin tonunun toplanabildiğini söyledi. 12 bin ton atık yağ miktarının yüzde 50’sinin kendi firmalarınca toplandığını anlatan Mustafa Ezici, kalan atık yağların ;deniz, yeraltı kaynakları ve ;toprakları kirleterek çok ciddi bir çevre kirliliği oluşturduğunu söyledi.

OSB'lerde işletme ağları, bölgesel ve ulusal kümelenme

Kaynak: Dünya Gazetesi, 17 Mart 2012

Doç. Dr. Mustafa Hilmi ÇOLAKOĞLU, TTGV Danışmanı

Küreselleşme süreci ile bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerini önemli ölçüde etkilemiş ve etkilemeye de devam edecektir. Ticaretin gelişimi, yeni finansal akımlar, teknoloji değişimi ile bilgi ve işgücünün mobilitesi yoluyla dünya ekonomilerinin birbiriyle entegrasyonu hızla ilerlemekte, siyasal ve sosyokültürel alandaki etkileşimler de artarak devam etmektedir. Geçmişte önem arz eden ucuz işgücü ve hammadde bolluğu gibi geleneksel faktörler önemini görece yitirirken, etkin işleyen piyasa mekanizması, gelişmiş teknolojik ve ticari altyapı, kalite, değişen şartlara ve tercihlere hızlı uyum sağlayabilme, yenilik gibi faktörler önem kazanmaktadır. Üretim teknolojisini ve yenilik yaratma kapasitesini geliştirebilen, daha bilgi yoğun ve yüksek katma değerli üretim yapısına geçebilen ülkeler, küresel rekabette önemli aktörler haline gelmektedir.

OSB’ler çarpık sanayileşme ve kentleşmeyi engelliyor

Kamu tarafından işletmelerin rekabet güçlerini artırabilmeleri için önemli politikalar yürütülmekte ve destekler sağlanmaktadır. Bunların en önemlilerinden biri ise organize sanayi bölgeleridir (OSB). Organize sanayi bölgeleri ülkemizde 1960’lı yıllarda kurulmaya başlanmıştır. Bugün sayıları 250’yi geçen organize sanayi bölgelerinde Türkiye azımsanmayacak bir tecrübe düzeyine ulaşmıştır. 2000 yılında yürürlüğe giren 4562 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren OSB’ler, sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla; sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dahilinde gerekli idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık alanları, teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve işletilen mal ve hizmet üretim bölgeleridir. OSB’lerin mevcut durumunu ve gelişme dinamiklerini inceleyen, önemli tedbir önerileri geliştiren bir çalışma Devlet Planlama Teşilatı Planlama Uzmanı Mehmet Cansız tarafından yapılmıştır. Geçen yıl yayınlanan bu rapora www.dpt.gov.tr. adresinden ulaşılabilir.

TTGV çevre destekleri

Kaynak: Dünya Gazetesi, 8 Ekim 2011

Dr. Mustafa Hilmi ÇOLAKOĞLU, TTGV Danışmanı

Temiz üretim, eko-verimlilik gibi kavramlar sanayicimiz tarafından her geçen gün daha fazla benimsenmektedir. Yurt dışında özellikle Avrupa'da, artık çevre yatırımlarının "ölü yatırımlar" olmasının önüne geçen, doğrudan üretim süreçlerini ve ürünü iyileştiren yatırımlara öncelik veriliyor. Ülkemizde de özellikle "çevre dostu ürün" ve "çevreye duyarlı ürün tasarımı" gibi konular AB uyum süreci kapsamında gündeme geldikçe, bu uygulamaların önemi daha çok anlaşılacaktır.

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Genel Sekreteri Dr. Mete Çakmakcı'nın verdiği bilgiye göre TTGV, Çevre Destekleri Programı ile sanayicimizin temiz üretim, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarındaki uygulama projelerinin desteklenmesi hedeflenmiştir. Destekler kapsamında esas olarak, sanayicimizin gerek çevresel gerekse ekonomik kazançlar sağlayan çevre teknolojilerini kullanması amaçlanmaktadır. Bunun yanı sıra ilgili teknolojilerin yerli olanak ve kaynaklarla geliştirilerek üretilmesinin dolaylı olarak teşvik edilmesi hedeflenirken, destekten yararlanan projelerin yenilik ve teknoloji düzeyi, ağyapı etkisi, çevresel, finansal ve diğer katkılarının değerlendirilerek izlenmesi de öngörülmektedir. Tüm dünyada teknolojik gelişim, rekabetçilik ve kalkınmada giderek daha da önemli hale gelen çevre ve sürdürülebilirlik yaklaşımları çerçevesinde, hem sanayicimizin bu süreçlere uyum sağlaması hem de ülkemizdeki çevre teknolojileri pazarının güçlendirilmesi hedeflenmektedir.

UNIDO Eko-Verimlilik Temiz Üretim Programı

Kaynak: Dünya Gazetesi, 10 Eylül 2011

Dr. Mustafa Hilmi ÇOLAKOĞLU / TTGV Danışmanı

Bin Yıl Kalkınma Hedefleri Fonu (MDGF) kapsamında İspanya Hükümeti tarafından desteklenen ve ana faydalanıcısı Çevre ve Orman Bakanlığı olan "Türkiye'nin İklim Değişikliği'ne Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi" adlı BM ortak programı tamamlandı. Seyhan Havzası'nın pilot bölge olarak belirlendiği ortak programın sanayi ile ilgili ayağı olan "Eko-verimlilik (temiz üretim) programı" Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) sorumluluğunda Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) tarafından, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden (ODTÜ) Prof. Dr. Göksel Demirer'in danışmanlığı ile yürütülüyor. Programın faydalanıcısı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Program, sanayide iklim değişikliğine uyumun eko-verimlilik (temiz üretim) uygulamaları ile sağlanabileceği temeline ve su başta olmak üzere daha az kaynak kullanarak üretim yapılması gereğine dayanıyor. Programın hedefi, Türkiye’de en geniş kapsamıyla eko-verimlilik (temiz üretim) ile ilgili bilincin ve kapasitenin geliştirilmesi, temiz üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılması, pilot projelerinin uygulanması, yaygınlaştırılması ve bir ulusal eko-verimlilik (temiz üretim) merkezinin kurulmasıdır. Bu program UNIDO/UNEP desteğiyle bugüne kadar 47 ülkede uygulanmıştır.

Teknodrom, ödüllü projeleriyle yurtdışı pazarlarda iddiasını artırdı

Kaynak: GKobitv.com

GEBZE - Türkiye'de robotik otomasyona dayalı projelerin büyük bölümünde adı geçen Teknodrom, geçen yıl 9. Teknoloji Ödülleri'nde orta ölçekli süreç kategorisinde ödül kazanan "Hayalden ürüne-robotik ileri malzeme ile üretim" adlı Ar-Ge projesi ve diğer inovatif projeleriyle, önümüzdeki dönemdeki ihracatını artırmayı hedefliyor.

Gebze Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) Teknopark bünyesinde 2003 yılında Ar-Ge şirketi olarak kurulan Teknodrom, başta kompozit, otomotiv ve makine imalatı olmak üzere, gıda, tekstil, mobilya ve beyaz eşya gibi birçok sektöre yönelik çalışma yürütüyor. Bugüne kadar birçok Ar-Ge projesine imza attıklarını ifade eden Teknodrom Robotik Uygulamalar ve Otomasyon firmasının Ar-Ge Departmanı'ndan Mekatronik Mühendisi Serhat Tanrıverdi, şimdiye kadar 15 tane Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) - Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) projesini hayata geçirirken, 11 tane de patent başvurusu yaptıklarını söyledi.

Bilişim Sektöründe 'KatmaDeğerli Hizmetler' Önem Kazanıyor

Kaynak: Ankara Ticaret Gazetesi, 3 Temmuz 2011

TOBB Türkiye Bilgisayar ve İletişim Meclisi Başkanı A. Mete Çakmakcı, dünya genelinde üretim, satış ve entegrasyon faaliyetlerine ilave olarak, katma değerli bilişim hizmetleri faaliyetlerinin her geçen gün önem kazandığına dikkat çekerek, Türkiye'de de bu faaliyetlere yönelik yeni düzenleme ya da teşvik mekanizmaları oluşturmanın gerekliliğini işaret etti.

Edinilen bilgiye göre, TOBB Türkiye Bilgisayar ve İletişim Teknolojileri Meclisi Toplantısı yapıldı. Meclis Başkanı Çakmakcı toplantıda yaptığı konuşmada, sektörde sağlıklı ve sürdürülebilir bir rekabet ortamının oluşturulabilmesi için faaliyet kriterlerinin belirlenmesi gerektiğini, söz konusu kriterlerin sektörün geleceği için büyük önem taşıdığını anlattı.

Ankara'da Üniversite-Sanayi İşbirliğine Yönelik Adımlar

Kaynak: Medikal Teknik, 30 Haziran 2011

Ankara Sağlıkta Yenilikçilik Hareketi, INOVANKARA kapsamında başlatılan işbirliğinin geliştirimesi ve somut ürünlere yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi hedefiyle çabalarını sürdürüyor.

Bu kapsamda Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası etkin bir işbirliği yapıyor. Üniversite Rektörü ve Hastane Başhekiminin de teşrifiyle kurumun olanaklarının sanayici ile buluşması ve sağlık endüstrisinde yenilikçiliğin geliştirilmesine yönelik ortak çalışmalar yürütebilmek amacıyla Atatürk Hastanesi Konferans Salonu'nda bir çalışma toplantısı yapıldı.

  1. 1
  2. 2

Kısaca TTGV

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) kamu misyonu üstlenmiş, kar amacı gütmeyen, uzmanlaşmış özel bir kuruluştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dünya Bankası ile 5 Nisan 1991 tarihinde imzalamış olduğu “Teknoloji Geliştirme Projesi” İkraz Anlaşması kapsamındaki ilgili taahhüdünü karşılamak üzere kurulmuş, Kamu’nun Vakıf ve Dernekler ile ilişkilerini düzenleyen 5072 sayılı yasanın Ek-1 maddesi hükmünce bir “Kanunla Kurulmuş Vakıf “tır. TTGV’nin kurucuları 26 Özel Sektör Kuruluşu,6 Kamu Kurumu, 10 Şemsiye Kuruluş ve 14 Şahıstır. 15 üyeden oluşan bir Yönetim Kurulu tarafından yönetilmektedir.

detaylı bilgi için www.ttgv.org.tr